Resul sağolsun, benim için bir mim türetmiş. (: Yakın bir zamanda msn ve facebook silme kararı aldığımı ve uyguladığımı sizlere blogumda duyurmuştum. Resul‘le de hergün gerek msn gerekse facebook olsun görüşürdük. Bunları sildikten sonra mesajlaşarak görüşmeye devam ettik. O da merak etmiş böyle bir mim başlatmış, ben de karşılıksız bırakmak istemedim.Aslında pekte farklı bir şey yaptığım yok. Ancak bilgisayar karşısında eskisinden çok çok daha az kaldığımı söyleyebilirim. İşlerimi bitirdiğim de vakit öldürmek yerine kalkıyorum. Bahçede ki çiçekleri suluyorum, televizyon izliyorum, kitap okuyorum, parka gidiyorum, şehir merkezine çıkıyorum vs. “Bunları 4 günde mi yaptın ?” diye sormayın. Bunları ara ara vakit buldukça yapıyordum, ancak şimdi işimi halledip bilgisayardan kalktığım da bolca vakit bulabiliyorum. Hatta geçen sene sözünü ettiğim Okey turnuvalarını gene aile içinde başlatmayı düşünüyorum. Tabi, geçen sene ki gibi her turnuvayı bildiremesem de arada bir burada bahsedeceğim. Bunlara rağmen facebook ve msn çok önemli bir iletişim aracı olduğunu kimse inkar edemez. Ancak, ben bu konuda kendimi dizginleyemediğimden dolayı bir süre kullanmama kararı aldım. Hem böylece hafta içi işlerinizi ayarlayıp balık tutmaya bile gidebilirsiniz, zevklidir tavsiye ederim. (: Sanırım sıra bu mimi, mimlemeye geldi.
Yazının Devamı…
Mim: Gününüz Nasıl Geçiyor?
Msn ve Facebook’u Artık Kullanmıyorum.
Uzun zamandan beri kafamı kurcalayan olayı bugün gerçekleştirdim. Facebook hesabımı silerek, Msn programını da bilgisayarımdan kaldırdım. Ne kadar asosyal biri olsam da bunlar benim sosyalleşmem için yetersiz kalıyor ve zaman kaybından öte bir şey değil. Mesela bilgisayara bütün gün kitlenmemin zaman zaman sebebi oluyorlar. İşlerimi bitirince bilgisayardan kalkıcakken bu zımbırtılar yüzünden bilgisayardan kalkmayı düşünmüyorum bile. Yine internete giricem, yine burada olucam ancak ihtiyacım olduğu kadar. Facebook olayından başlamak gerekirse ; Daha önceden 1 kere hesabımı dondurup sonradan tekrar açmıştım ve son zamanlarda tekrar gereksiz olduğunu düşünmeye başlamıştım. Bu sefer direk hesabı tamamen silme kararı aldım ve bugün hesabımı sildim. Çünkü yeterince gereksiz ve amacının çok dışında kullanılıyor. Bunun yerine sık sık Twitter’da aktif olmayı düşünüyorum. Hoşuma giden bir işleyişe sahip. Uzun süredir, sanırım 5-6 senedir de Msn kullanıcısıydım. Msn gerçekten faydalı, yararlı bir anlık mesajlaşma aracı. Ancak ben onu da kullanmasını beceremediğimden yani gerektiğinde kestirip atamadığımdan onu da kaldırmaya karar verdim. İleri de lazım oldukça gireceğim için hesaplarımı sonlandırma kararı almadım, sadece programı bilgisayarımdan kaldırdım. Böylesi benim için daha iyi oldu. Çünkü gerektiği kadar kendime vakitte ayırmaya fırsat bulacağım. Burayı da ihmal etmemeye çalışacağım.
Doğadan Çaldığın Yeter !
Önceden 1-2 defa rastgelsem de videonunu uzunluğundan vakit ayırıpta dinleyememiştim. Dinlemeye vaktim olduğu bir zaman da Memet’in yazısını görünce dinledim. Tek kelime ile muhteşemler. Doğa sorunlarının evrenselliği, doğanın insanlara mekan ve kaynak oluşuyla, müziğin evrenselliği ve insanların ortak dili oluşu arasındaki bağ, projenin çıkmasına sebep olmuş. Aslında bu aşamada çokta mantıklı bir sloganlarının olduğunu esgeçersek ayıp olur. “Doğadan çaldığın yeter, doğa için çal” İçinde yatan anlam benim çok hoşuma gitti. Sürekli boşladığımız doğa sorunlarını acaba arkaplan da çalan bir müzik bize hatırlatabilir mi ? Doğdukları yerler, yaşadıkları yerler, zevkleri, kültürleri, yaşama bakış açıları farklı olan 45 müzisyenden oluşan bir koro aslında Doğa İçin Çal! projesi. Bu kadar içten ve işini bu kadar profesyonel yapan bir ekibi daha önce dinlemek için 15 dk ayırmadığıma pişman oldum. Ancak yazının devamın da Doğa İçin Çal! ekibini yaptığı 2 parçayı da dinleyebilirsiniz.
Yazının Devamı…
Medya Kralı

Aslında pek Okan Bayülgen programı izlemezdim. Belki bunda çevremdekilerin ” Programa katılanı adam yerine koymuyor, fırsatını bulunca vuruyor. ” gibi gibi söylemleri de etkili olmuştur. Bu gece, internette sansürün eleştirileceği ve bu konuyla ilgili internette önemli yere gelmiş bir kaç kişinin de programa konuk olacağını duydum ve Okan Bayülgen’i izleme fırsatı da yakaladım. Yani programın ilk kısımlarını izleyemedim. Sanırım Hayko Cepkin de konuk olmuş. Öncelikle gerçekten çok eğlenceli bir program olduğunu anladım. Her ne kadar benim izlediğim bölümler sıkıcı geçse de program içten gibi duruyor. Son zamanlarda sözlüklere duyduğu hayranlığı her fırsatta dile getiren Okan, bu gecede buna defalarca deyinmekten kaçmadı. Ortada eleştirilen konu gerçekten önemli ve basına bunu 1-2 siteymiş gibi yansıtmalarının yanlış olduğunu vurgulamaları da son derece gerekliydi. Ancak program da bazı hareketlerin reklam koktuğunu söylememek de elde değildi. Programa katılan bir bayan da tam net olmasada hemen hemen benim fikirlerimi savundu diyebiliriz.
Yazının Devamı…














